January 18, 2010

FOR HRANT FOR JUSTICE

F R O M 1 9 J A N U A R Y T O 1 9 J A N U A R Y


Hrant Dink , writer and editor of Agos newspaper, was shot on 19 January 2007 in Istanbul, in the middle of the street in front of the newspaper he founded. The assassination was prepared around a systematic campaign of smears and provocation; and he had been condemned with claims that he had written and spoken words that he never had, and never would have. He was threatened, forced into a corner, and finally, they shot him..

Hrant Dink's funeral in Istanbul

"I see myself as frightened, the way a dove might be, but I know that the people in this country would never harm a dove." Hrant Dink 

"Kendimi bir guvercinin ruh tedirginligi icinde gorebilirim, ama biliyorum ki bu ulkede guvercinlere dokunulmaz."

Painting by Nevin Hirik "after you were gone" 2008 Acrylic on linen 110 x 110 cm Private collection

22 comments:

Jacqueline said...

Your painting is a beautiful tribute to a brave man, Nevin. XXXX

Julie@beingRUBY said...

HI Nevin
I remember hearing about his death when it occurred although did not know a lot about the circumstances..

It's quite frightening to think that this could happen with no investigation or remorse.

x Julie

Latif said...

Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant..

sophie munns said...

Wonderful post Nevin - Your painting is beautiful and the message affecting!

Peter said...

umit kivanc! Brilliant! Thanks for sharing.

Tammie Lee said...

Nevin this is a wonderful way to honor Hrant Dink. Thank you for sharing this. I will look at the movie after this comment. Thank you.
Your painting is lovely and moves me.

danzon said...

iki yıl önce yakasına Hrant Dink'in resmini iğneleyenler arasında ben de vardım. iki yıl önce Hrant Dink'in öldürülüşüne nasıl kahrolduysam, iki yıldır da inceleme-mahkeme sürecinde gerçekleşenlere kahroluyorum!
maalesef, umudumu da yitiriyorum!

Ange said...

Nevin the painting is indeed a beautiful tribute... These unspeakable acts happen in too many countries around the world. It is right to keep reminding ourselves that the world must change... God bless men (and women) of courage and truth like Hrant.

Kylie said...

I can't believe I haven't heard of this before! Thank you so much for sharing this Nevin. Your painting is just exquisite. Kylie x

LENORENEVERMORE said...

Lovely tribute!
The plight for peace must continue~
Thank you for this wonderful post dear...
~Blessings*

sinnlighet said...

Thank you for your comment. Your blog is an orgy of sensuality and I love to visit you.

The music in the background has just the right melancholy and puts me in a trance.

And your painting..... love love love!!

Agneta, the swedish one

Exquisite Accessories said...

Sorry I never new the story thank you for sharing, how very tragic, & a great painting to honour this man

Kellie Collis said...

stunning tribute. xx

beste said...

elimizden gelen sedece cenazesine katilabilmekti, oldu gitti bu degeri bilinemeyen bariscil adam...

Dustjacket Attic said...

Oh Nevin it is so important to keep alive events like this so people know the truth. I am so moved. I did not know all this.

Thankyou so very much for your very touching comment at mine,
love DJ

ale said...

dear nevin!!!! ... the story of hrant can move the humanity to react and to continue asking for justice and peace and truth...only we want a better world..and that can be a consolation of this pain...many thanks nevin to share this post!!!and of course your paint moves us ...is so full of sentiment!!!!!!HERMOSÍSIMA!!!
besos enormes!!!!!!

VISION Photography | www.mytruevision.com | This is my true vision said...

this is such an eye opening and informative post. thank you for your work and thank you for following mine.

Utku said...

BİR haftayı geçmiş.
Hrant Dink başını kan yastığından kaldırıp boylu boyunca yattığı kaldırımda doğrulmuş, Metin Göktepe’yi ziyarete gitmişti.
Metin’in ölüsü 14 yaşında olmuştu!
Bugün Uğur Mumcu paramparça çantasını toplayacak, kravatını bağlayacak, paltosunu atıverecek üstüne, Hrant’ı ziyaret edecek.
Dink’in ölüsü 3 yaşında olmuş bile!
Ayın 24’ü gelecek.
Dışarıdaki Ağca ile ötekiler, sanki hiç çekmemişler tetiği, Abdi İpekçi Teşvikiye’den yola çıkacak, Mumcu’nun kabrine bir çiçek koyacak.
Elinde bir kâğıt, Mumcu’nun onun için yazdıklarını ona okuyacak:
“Ey hükümet! Uyan artık! Kan kusan çetelerin hakkından gelemiyorsan çekil git. İnsanlık kurbanlık gibi birer birer öldürülüyor ve istihbarat örgütlerin tek satır bile rapor veremiyorsa, bu olaylarda sorumlu sensin.
” Uğur Abi’nin ölüsü 17’lik bir delikanlıdır artık!

Halit Güngen ile Cengiz Altun Güneydoğu’dan yola çıkacak; şubatın ilk günü Abdi Bey’in kabrinde saf tutacak.
Abdi İpekçi’nin ölüsü 31 yaşında olmuştur çoktan!

Güngen ile Altun’un ölüleri 18 yaşında olacak; şubatta bir hafta arayla.
Onları ziyaret edenler arasında Çetin Emeç bulunacak; Batman’da ya da Diyarbakır’da.
Ve İzzet Keser makinesini de sırtlayıp İstanbul’a koşacak, Çetin Bey’in mezarında saygı sunacak.
Çetin Emeç’in ölüsü martta 20 yaşını dolduracak!

İzzet Keser’in ölüsü de şubatın 23’ünde 18’ini bitirecek; haziranda 18 olacak Mecit Akgün gibi.
Onları ziyaret görevi Recai Ünal’a düşecek.
Yanına Ferhat Tepe’yi de alacak belki.
Kutlu Adalı Kıbrıs’tan gelecek.
İkisinin kabrinde sessizce duracak.
Recai Ünal’ın ölüsü de Abdi Bey’den bir yaş küçük, 30’unu bulacak temmuzda; Tepe’nin ölüsü ise daha 17’sini.

Aynı gün, temmuz 8’de iki genç, Yahya Orhan ve Hüseyin Deniz Ada’ya, Adalı’ya gidecek. Adalı’nın ölüsü de limon ağaçları altında 14’üne gelmiş olacak! Ve aynı ağustos günü ölüleri 18’ini dolduracak o iki genci ziyaret sırası Turan Dursun’a gelecek. Sonra Dursun da mezarında bir eylül günü Musa Anter’in gelişini bekleyecek sakince. Dursun’un ölüsü 20 yaşında olmuştur, Anter’inki 18’inde!

Bir bakacağız, eylülün 20’sinde, Anter’in kabrinde de Ahmet Taner Kışlalı, dimdik duruyor.
Ekim gelecek, yaprakları saymaktayız ya...
Biri en sağdan İlhan Darendelioğlu, biri en soldan Ali İhsan Özgür...
Birlikte Kışlalı’ya çiçekler taşımış;
Kışlalı’nın ölüsü 11 yaşında ya!
Darendelioğlu, sağ iken; tabii liseden az büyüğüm Ali İhsan da sağ iken, henüz işkenceye uğramış biçimde bir bagajda bulunmamışken, İlhan Bey ondan 33 yaş daha büyüktü.
Şimdi Darendelioğlu’nun ölüsü kasımda 31 yaşında olacak; Ali İhsan bir yaş daha büyük, 32’sinde!

Böyle işte. Kim büyüktü kim daha gençti, şaşıracaksınız.
Unuttuklarımı hatırlayacaksınız.
Her yıl yeni baştan, her biri bir ötekini ziyaret edecek.
Ve aralarında fısıldaşırken, en çok şuna şaştıklarını belki hiçbiriniz duymayacaksınız:
Katillerimiz, onları azmettirenler nasıl da çoğunlukla kayıp... Ve en acısı, kimi meslektaşımız, yaşıtlarımız, gençlerimiz, kardeşlerimiz, aynı masalarda çalıştıklarımız, aynı
sokaklarda lafladıklarımız bile...

Sanki biz hiç ölmemişiz, hiç olmamışız, hatta hiç doğmamışız gibi, nasıl da ilgisiz, bilgisiz, duyarsız, meraksız...

Ve daha acısı, kimisi, nasıl da saf tutabiliyor bizi öldürten kafaların yanında; nasıl da kuyruk olabiliyor arkalarında!

Umur Talu

http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7430

Tania said...

I am terrified this has passed me by, living, as I obviously do, in my small world. Thank you for making it a wider one.

TAZE NANE said...

Sayfanı her açtığımda komple geziyorum. Ama anlamadığım zamanlarda google'den sayfanı çevirip takip ediyorum.
Çok sağol bu güzel paylaşımın için.

danzon said...

http://hrantdinkcaddesi.org/kampanya?nocache=1

Volkan Kemal said...

kayıplarımız kanırtmalı, kanatmalı, kabuk bağlamamalı, acılar sarılmamalı, sarmalanmalı...sapsarı.